|
21.yüzyılda hem bölgesel hem küresel anlamda güçlenen milliyetçi akımlar Türkiye’nin bölünmeye yönelik paranoyalarını arttıran sosyolojik ve siyasi bir etken. Kürt Sorunun çözümü bağlamında, 2000li yıllara dek sürdürülen ve zaman zaman Batı dünyasında inkar ve asimilayon politikası olarak da kabul edilen geleneksel devlet politikasının, son dönemlerde ortak değerler ve evrensel hukukun temel alındığı yumuşak güç politikalarına yönelme eğiliminde olduğu söylenebilir.
Sorunun çözümüne yönelik yürütülen salt askeri politikaların, toplumsal ve ekonomik açılımlarla desteklenmediği zaman başarısızlığa mahkum olduğunu kavramak Türkiye için geç de olsa anlamlıdır. Buna rağmen, Liberal ve demokratik akımların Kürt sorunun çözümüne yönelik sosyo-ekonomik anlamda bölgenin kalkınması, bölgede tam demokrasi için elverişli koşulların yaratılması, yıkıcı değil yapıcı zihniyette uzlaşmacı tavrın benimsenmesi politikalarının ise, Türkiye’nin olası bölünme senaryolarının önüne geçebileceği muğlaktır. Bu saptamayı somutlaştırmak adına İspanya’daki ayrılıkçı politikalara gözatmakta fayda var. 25 yılı aşkın bir süredir Avrupa Birliği üyesi olan İspanya, ekonomik ve siyasi alanda sağladığı ilerlemeler ile Avrupa’nın yükselen yıldızlarından biri olduğu aşikar. Sürdürülen kesintisiz ekonomik büyüme, siyasi istikrar; sağlık, eğitim, demokratikleşme gibi toplumsal alanda sağlanan ilerlemeler ve ülke sınırları içerisinde sağlanan güven ve huzur ortamına rağmen İspanya’daki ayrılıkçı hareketlerin sonlandırıldığını söylemek zor. Küresel anlamda yeniden alevlenen milliyetçi akımların İspanya’yı da sardığı aşikar. Katalan-İspanyol halkları arasında Türk-Kürt halkarı arasında olduğu gibi kültürel, geleneksel ve dinsel bir ilişkinin mevcut olması, sorunun tanımlaması ve çözüm aşamasında toplumsal benzerliklerin yerini kavramak açısından manidardır. Katalan ayrılıkçı hereketler ile Kürt Sorunu arasındaki nüans; Kürtlerin herhangi bir otonomiye, özerkliğe sahip olmaması ve kitlesel anlamda bağımsızlık taleplerinin şimdilik bulunmamasıdır. Türkiye’nin, Kürt sorununu çözme adına toplumsal ve kurumsal anlamda gerçekleştireceği ilerlemeler, şüphesiz ülkenin demokratikleşmesine, sosyo-ekonomik anlamda kalkınmasına, ülke sınırları içerisinde huzur ve güven ortamının inşa edilmesine pek olumlu katkılar sağlayacatır. Kuşkusuz bu ilerlemeler, Kürt sorununu tümüyle ortadan kaldıramayabileceği gibi, sorunun farklı siyasi arenalara taşınılabileceğini de göz önünde bulundurmakta fayda var. Evrensel hukuka ve ortak güvenlik anlayışına dayanan değerlerin, Kosovanın bağımsızlaştırılması ile yıpratıldığını hatırlamak, ulusların müreffeh geleceğinin yine kendi iradeleri ve ellerinde olduğunu göstermek açısından siyasi bir derstir. Şevket Cihan Durukan
DoğuAkdeniz Üniversitesi 23/02/2008
Bu e-posta adresi spam korumalıdır. Lütfen JavaScriptleri etkinleştirin.
|