|
Yazar Şevket Cihan Durukan
|
|
Türkiye-ABD ilişkilerinde dönem dönem bazı sorunlar yaşanmış olsa da, iki devletin yakın zamana kadar geleneksel birer müttefik olduğu aşikardır. Sovyetler Birliği döneminde batının ileri karakolu, 1980lerde radikal İslama karşı batının model ülkesi olan Türkiye, ABD için hayati öneme sahip stratejik bir ülkeydi.
1980lerin başından itibaren hızla artan ilişkiler, Birinci Körfez savaşında doruğa ulaştı. Özal yönetiminin ABD’ye Körfez Savaşında verdiği destek, bazı Arap ülkerinde ve iç politikada sert tepkiye neden olsa da ilişkiler kararlı bir biçimde gelişmeye devam etti. Ancak ABD’nin Irak işgali öncesi yaşanan tezkere krizi, iki ülke arasında gerginliğe sebep olmuştur. ABD’nin Türkiye ile Ortadoğudaki stratejik işbirliğinin yara aldığı da söylenebilir. ABD politikalarında yadsınamaz bir öneme sahip Yahudi lobisinin Türkiye ile olan ilişkilerin korunmasına ve geliştirilmesine verdigi önem, Türk-ABD siyasi ortaklığının en önemli nedenlerinden biridir. Filistin sorununda Türkiye’nin denge politikası, Türkiye’nin bölgede ve ABD dış politikası nezdinde siyasi önemini arttırdığı söylenebilir. ABD, Türkiye’nin stratejik ve siyasi öneminin bilincindedir. Amerika ile ciddi diplomatik sorunlar yaşayan İran ve Suriye, Türkiye ile olan ilişkilerini geliştirmeye yönelik açılımlar gerçekleştirmiş ve bu açılımlar Türkiye’de olumlu karşılık bulmuştur. Bu açılımlar, bölgede ihtiyaç duyulan diyalog ortamının gelişmesinde, Türkiye’nin eko-politik etkinligini bölgesel ve küresel bazda arttırmasında etkili olmuştur. Bu ülkelerin radikalleşmeleri yerine Batı ve Batı standartlarına entegrasyonu, liberalleşmeleri bölge üzerinde Türkiye’nin nihai siyasi amaçlarından olmalıdır. Uzun vadede ABD’nin Ortadoğuda kalıcı olduğunu hesaplarsak, Irak petrolünü dünyaya ulaştıracak boru hatları için güvenilir bir mütteffik ülkenin topraklarına; kurulması muhtemel Kürt devletinin ya da federe Irak devletinin kalkınmasi için kendi içinde istikrar ve güven ortamını kurmuş müttefik bir ülkenin ulaşım ağına ve limanlarına olan ihtiyacının artması muhtemel görünüyor. İran ve Suriye ile yaşanan diplomatik problemler, Irak’ın Sunni bölgelerinde istikrar ve güven ortamının oluşmaması, bu hayati öneme sahip müttefik ülkenin Türkiye olabileceği gerçeğini önümüze seriyor. Şevket Cihan Durukan
Doğu Akdeniz Üniversitesi 12.11.2007
Bu e-posta adresi spam korumalıdır. Lütfen JavaScriptleri etkinleştirin.
|